Evet, tekrardan durumu izah etmeye başlayalım. Ne demişler “ettekrarü Ahsen velev tekrarü 180”, doğru şeylerin tekrarlanmasında fayda vardır, 180 defa dahi olsa.
Öncelikle, konunun etiketleri hakkında bir şeyler söylemişsiniz. Utanmaktan bahsetmişsiniz. Eğer ben sizin yaptığınızın haramzadelik olduğunu, hem Pınar Albayrak adına hem de Cromlady adına defalarca mesajlarımda söylememiş olsaydım, eğer yalan konuştuğunuzu hem Pınar Albayrak adına hem de Cromlady adına mesajlarımda söylememiş olsaydım, derdiniz ki, kardeşim bu nedir? Ancak ben zaten konunun etiketlerinde söylediklerimi, mesajlarımın içerisinde defalarca, sebeplerini açıklayarak, normalde ağzıma almayacağım hele de bir bayana karşı haşa diyeceğim bu ifadeleri, neden kullandığımı açıklayarak, defalarca size yönelttim. Neden yönelttiğimi dediğim gibi defalarca açıkladım. Ve konu, zaten bunlardır. Sizin haramzade tavrınız ve şahsıma yönelttiğiniz iftiralardır. Konu buysa, bu konunun etiklerinin bu şekilde düzenlenmesinde ne utanılacak bir yön vardır ne de yanlış bir yön. Ben Allah yukarda, araştırmadım bile, hangi platformda, hangi mekanda hakkımızda neler söylediniz ya da bir şeyler söylediniz mi; veyahut iddialarınızın altına benim cevaplarımı da olduğu gibi aldınız mı? Hiç bakmadım bile. Benim için değerli değil. Bu siteye gelen, bu sitede Arslan Bey ve Anıl Beşir’in paylaşımlarını, fikirlerini okuyanlar zaten bu laflara itibar etmezler. Ancak siz diyorsunuz ki her ortamda, konuşacağım. Ben bu siteden başka hiçbir yerde, size cevap vermeyeceğim. Olayın aslını öğrenmek isteyen de bu siteye gelecek. Ee öyleyse, konunun bulunma etiketlerinin böyle olması gayet normaldir. Bu konuyla ilgili söylediğiniz hiçbir şeye katılmıyorum ve bu sözlerinizin artık benim defalarca anlattığım gerçekler karşısında, kurtuluş için bir faydalanma vesilesi olarak kullanılmaya çalışıldığını düşünüyorum.
İstediğiniz domaini alabilir, ismime istediğiniz kara propagandayı yapabilirsiniz. Sizi engelleyemem. Engellemem. Ben sizin gibi insanların sitelerini çökertmeye çalışmıyorum çünkü. Şahsi husumetlerimi onların emekleri üzerinden tolere etmeye çalışmıyorum. Ancak şunu unutmayın bir “gerçek” vardır, bir de “batıl”. Batılın hükmü, gerçek gelene kadardır. Anıl Beşir’i kötüleyin, kara propaganda yapın. Benim hiçbir şey kaybetmeyeceğimi bilakis, benim fikirlerimle ulaşamadığım insanlara sizin vesilenizle ulaşıp, bu fikirlerin daha da büyüyeceğini göreceksiniz. Ve utanacak, daha da agresifleşeceksiniz. Tutar dalınız kalmadıkça şimdi agresifleştiğiniz gibi.
Siz hakkınızı aramıyorsunuz. Bunu öncelikle kabullenin. Siz bu şemsiyenin altına saklanıyorsunuz. Olmayan bir hak aranmaz. Ortada var olan bir hakkınız yoktur. Eğer olduğunu düşünseydim, yemin ederim, anında size ait olduğunu iddia ettiğiniz her şeyi kaldırırdım. Benim yazılarıma dahi, hayır bunlar benim deseniz, onları bile kaldırırdım. Siz beni tanımıyorsunuz. Tanımanızı da beklemiyorum zaten. Soruyorum kaç saatinizi ayırdınız bu siteye? Cevap yok. Çünkü hiç vakit ayırmadınız. Soruyorum söz verdiklerinizi yaptınız mı? Hayır yapmadınız. Soruyorum beni hem madden, hem manen zarara uğrattınız mı? Evet uğrattınız. Para kaybına yol açtınız, zaman kaybına yol açtınız. Benim için en değerli şey zaman. Beni insanlara karşı mahcup ettiniz mi? Evet ettiniz. Default klasörüne, 5 dakikada konulan bir şablon üzerinden bunca saydığım ve daha saymadığım zararlara sebep olan bir insanın, hak iddia etmeye hakkı yoktur.
Siz haksız olduğunuzu içten içe biliyorsunuz. Ben buna inanıyorum. Ancak her insanda nefis var. Ve bu nefis sizde şiddetle cereyan ediyor. Boş lakırdılar etmeyin rica edeceğim. Özür dilemezsiniz, hem de hiçbir ortamda. Nefsiniz size manidir.
Bana emekten bahsedebilecek en son kişi sizsiniz. Tutunduğunuz her dalı gerçeklerimizle çürüttüğümüzden, artık sona yaklaşıyorsunuz ve benimle Alihan arasındaki ilişkiyi bu şekilde popülist laflarla, ithamlarla, beni kendi çizginize çekmeye çalışarak yıpratmaya, kendi içerimizde bizi zafiyete uğratmaya çalışıyorsunuz. Bu planınız boşadır. Evet Alihan bu siteye emek vermiştir, siz bu siteye emek vermediniz. Alihan sabahlara kadar usanmadan, sıkılmadan, sıkılsa bile saygısından ve edebinden bunu belli etmeyerek, benimle beraber site hakkında kafa patlatmış, saatlerce kodlarla boğuşmuştur. Ve bu yüzden hala benden sonra sitedeki en yetkili kişidir. Ve benim ona lafımdır. Bu sitede benim hakkımın ve emeğimin maddi bir karşılığı yok ancak sende çok emek verdin dolayısıyla, sitenin ikinci sahibi olarak, sadece bana danışmak kaydıyla, her türlü yetkin vardır. Bu benim ona net olarak söylediğim laftır. Kalkmış diyorsunuz ki adam harcamak. Bakın pınar Albayrak, Cromlady, ben yanımdakiler harcanmasın diye, yeri gelmiş kendi başımı ortaya koymuşum. Gene hodre meydan. Benim yıllardır yürüdüğüm yol bellidir. Nelerle, ne şekilde, hangi zorluk ve imkansızlıklarla mücadele ettiğim de bellidir. Bir kişi çıksın desin ki, Anıl Beşir bizi harcamıştır. Bir kişi çıksın desin ki, anıl Beşir, bizi satmıştır, yahut satılmamıza müsaade etmiştir, yahut göz yummuştur. Bir tek kişi desin bunu, lafımı daha da ileri taşıyorum, İMWAR’ı kapatacağım. Kim olursa olsun, benimle doğrudan ya da dolaylı ilişkiye girmiş bir kişi de olabilir. Tek bir kişi söylesin bunu. Allaha yemin olsun sorgulamayacağım. Kimliğini araştırmayacağım. Tek bir cümle: Anıl Beşir beni satmıştır…
Siz maalesef kiminle dans ettiğinizi bilmiyorsunuz. İddia etmek her daim kolaydır. Ancak genel kaide müddei iddiasını ispatla yükümlüdür. Bakın ben açık konuştum size. Dedim ki tek cümle edin deyin ki, ALLAH ŞAHİTTİR ARSLAN BEY YALAN KONUŞUYOR. ANLATTIKLARI VE İDDİALARI YALANDIR FESATTIR. BU SİTE BENİM HAKKIMDIR. Deyin dedim bunu, yemin ettim kaldıracağım bütün temayı diye. Mesajlarıma bakın. Daha da ileri gittim. Gene tek cümle, bir tek kişi çıksın desin ki, ANIL BEŞİR BENİ SATMIŞTIR… IMWAR’ı kapatacağım. Buyurun tekrar hodre meydan. Ben eski güreşçiyim. Maçlardan önce çok laf yapan olurdu rakiplerimizden, bizde derdik ki, yiğitlik er meydanında belli olur. Size de diyorum. Yiğitlik er meydanında olur. Buyurunuz…
Ben her kardeşime her daim şunu söylerim. Bakın çocuklar, eğer biri gelir sizin başınızı ağrıtmaya çalışırsa, topu bana atın. Siz uğraşmayın, Anıl Beşir yapmıştır yahut, Anıl Beşir demiştir, gidin sorununuzu onunla çözün, deyin derim. Aynısını o sattın dediğin Alihan’a da dedim. Eğer Pınar Albayrak seninle polemiğe girmeye kalkarsa, sen topu bana at, bana gelsin benimle konuşsun, sen sakın benim işim yüzünden kimseyle polemiğe girme, kimseyle ters düşme, kimseyle tartışma. Anıl Beşir bilir, o dedi, gidin onunla konuşun de, dedim. Hem de bunu çok evvelden söyledim? Bu mudur adam satmak. Bu mudur emeği olanı harcamak?
Ha gelelim şu konuya Alihan’ın size söylediği şeylerin içerisinde, ki hepsini okudum, topu bana atmayı aşan ifadeler var. Yani “sıkıntıyı benim üzerime atın, siz huzurunuzu bozmayın”, lafımın içeriğini aşan ifadeler var. Yani benim yapmadığım, hiçbir zaman olmayan olayların olmuş gibi lanse dilmesi var. Ne dedik, bizim arkamızdan, bizim ağzımızla yalan konuşan bunun hesabını da verir. Bu adam satmak değil bu onuru muhafaza etmektir. Ha Alihan bunu neden yapmıştır, çünkü sizinle herhangi bir şey halledilemeyeceğinin farkındadır ve gençliğin verdiği, ağızdan istenmeden çıkan sözlerle, sizden kurtulmaya çalışmıştır. Yanlış mı? Yanlış. Bu yanlışın hesabı da sorulmuştur.
Peki soruyorum bizim sizinle konuşmalarımız ortada, siz Alihanla ilgili konuşurken ne dedim ben, teknik konulardan ve sizin teknik olarak neler konuştuğunuzdan anlamıyorum. Bunlar önemli de değil. Çünkü mevzumuz, sizin haksızlığınızı en temel esprisi, şimdiye kadar anlattığım, sizin benimle olan ilişkinizdeki vaadlerinizin hiçbirisinin yerine gelmemesi. Ancak Alihan’ın şahsına bir lafınız varsa, buyurun edin bakalım, ne ediyor muşsunuz? Ben bunu aynen dedim size. Hem de bu konuşma şimdiki olayların hiçbirisi yaşanmadan evvel oldu. Bu mudur adam satmak?
Lafınızı bileceksiniz, lafın nereye gittiğini bileceksiniz. Bilmediğiniz şeyler hakkında da konuşmayacaksınız.
Sizin bana hiçbir şekilde vereceğiniz cevap yoktur. Kaç gündür burada yazışılıyor. Kaç tane mesaj attım. Bu mesajlarımın her birinde sizin bana karşı kullandığınız silahların, her birinin bozukluğunu ortaya koydum. Şimdiye kadar hiçbir cevap veremediniz. Kalkıp bu andan sonra size cevaplarım var demek komiktir. Başka bir şey değil. Yazmanıza gerek yok Pınar Albayrak, Cromlady. Siz ilk mesajınızda iddia ettiniz ve cevap verdim. daha sonrasında konuyu uzatan gene siz oldunuz. Yazdığınız her cevap bana yeni bir cevap hakkı doğuruyor. Mevzuyu gereksiz uzatan sizsiniz. benim laflarımın içerisinde ne bir yalan vardır, ne bir gerçek dışılık vardır, ne de keser gibi kendine yontar taraf vardır. Ben dosdoğru olanı, olduğu gibi anlattım. Hala öyle yapıyorum. şimdiye kadar tek bir lafımıza verilen cevap yoktur. Bu saatten sonra kalkıp, cevaplarım var demek, küçük çocukları güldürecek cinsten bir, zaman kazanma çabasından başka bir şey değildir.
Diyorsunuz ki, bana deseydiniz ki, yaptıklarınızla sitemizin etiği açısından, isminizin bulunmaması gerekiyor, ben de teşekkür edip giderdim. Bu kadar büyük bir yalana inanmak için saf olmak lazım.
Öncelikle ben sizin gibi değilim. Ben söz verdimi tutarım. Ben size, ilk konuştuğumuz gün, üzerine konuştuğumuz ve anlaştığımız, sizin bana yapmaya söz verdiğiniz temanın sizin hakkınız olduğunu ve bunun altında sizin isminizin yazacağını söyledim. Bu konuda size söz verdim. ben, siz miyim ki, siz bunları yaptıktan sonra kalkıp, kıvırmaya çalışayım. Ancak sorun şurada, siz söz verdiğiniz hiçbir şeyi yapmadınız. Sizin kadar teknik bilgim olmasa da bende uzunca süredir bu işlerle ilgileniyorum ve en azından, kaba taslak bir bilgim var. Ben sizden, aslen görsel yardım istedim. Bunu sizde biliyorsunuz. Ben zaten kurmuştum siteyi. Bunda modu vs. vardı. Belki şu an ki sitede olan birkaç şey haricinde, geri kalanı vardır. Neden yardım istedim. Görsel konularda yetersiz kaldığım için. Neden photo shop gerektiriyor, başka şeyler gerektiriyor vs. bunların hangi birini anlaştığımız gibi hayata geçirdiniz? Hiçbirini. Üstelik mesajlarımız silindi, konularımız silindi, kategori-bölümlerimiz silindi, üyelerimiz silindi. Bunları düzeltmeye söz vermiştiniz. Tam üç gün bekledim sizi, bu sözün üzerinden. Öyle boş boş durdu site. Ne tesadüftür ki, artık sizden umudu kesip, bütün bunların üzerine adınızı siteden sildikten bir saat sonra meydana çıktınız. Çok büyük tesadüf. Sakın bana, burada iyi niyet iddiasında bulunmayın. Hiçbir şekilde bize yardımcı olmadınız, hiçbir şekilde sözlerinizi tutmadınız, düzeltmek için hiçbir gayret göstermediniz. Ne zamanki ben adınızı siteden sildim, o zaman ortaya çıkıp, etrafı, çirkin iftiralarınızla velveleye verdiniz.
Peki soruyorum, bunları dediniz ya, teşekkür edip giderdim dediniz ya. Ben size ne açıklama yaptım. Bakın kardeşim, şu şu hatalarda bulundunuz, şunları şunları yaptınız, bizi şöyle zararlara garkettiniz bu ve benzeri sebeplerden bu siteden adınızı sildirdim. Bu konuda hakkınız olduğunu düşünmüyorum. Sizi günlerce bekledik, her türlü yetkiniz vardı, isminizi silince çıktınız ortaya. Hani teşekkür edip giderdiniz? Benim şu dediklerimle, sizin, şöyle deseydin, teşekkür eder giderdim dedikleriniz arasında ne fark vardır? Aynı şeyin farklı kelimelerle ifadesidir bunlar. Başka bir şey değil. Ancak sonucu görüyoruz. Üslubunu çirkinleştiren, ilk saygısızlığı yapan bellidir. Tehdit etme cüretini gösteren bellidir.
Öte yandan ben ne dedim size, en son konuşmamızda. Tamam kardeşim, bunca olaydan sonra istediğin isim midir? Tamam koyuyorum siteye. Şimdi koydurtuyorum. Bakın yukarıda yazıyor log kayıtların da, dedim. Peki ne zaman hiçbir talebiniz ciddiye alınmayacak dedim, emeğimi tehdit etme cüretini gösterince. Hala da bu kanaatteyim. Sizler kendi eksikliklerinizi insanlar üzerinden tolere etmeye çalışıyor ve her türlü planınız bizim cevaplarımız karşısında çürüyorken, en son çareniz, benim laflarımı, benim tavırlarımı bana karşı kullanmak olmuş. Kusura bakmayın ben bu oyuna gelmem. Siz kendi terbiyesizliğinizin bedelini ödüyorsunuz.
Bu platformda bana nezaketten bahsedebilecek en son kişi sizsiniz. Benim size attığım mesajlar, sizinle yazışmalarım, en son ana kadar kullandığım üslup ortadadır. Siz benim nezaketimi, konu yapabilecek seviyede değilsiniz. Benim kendi arkadaşlarım ile aramdaki ilişkinin inceliğini görecek derecede de değilsiniz. Evet talimat verdim. gene tekrarlıyorum. Ben çok emir verecek makamlarda bulundum. Hala bulunduklarım var. Ancak ben çaycıdan çay isterken dahi, rica ederim. Emretmem. Burada da emretmedim ancak talimat verdim. Neden? Çaycıdan çay isterken dahi, ince ve kibar konuşan bir insan neden, burada “talimat” ibaresini kullanmıştır. Çünkü bu laf hak edilmiştir. Daha da ötesini anlatmayacağım. Çünkü ben sizin gibi, özel hayatımı ve başkalarının özel hayatını, sırf rant kaygısıyla ifşa edecek derecede bir insan değilim.
Ha şunu da ekleyelim, siz daha ortaya çıkmadan, çok önce, sitenin tasarımının benim yurtdışından dönüşümle birlikte değişeceği kararlaştırılmıştı. Bunun bazı sebepleri vardı. Sizi ilgilendirmez. Şu an sitede duran tema içinde aynı şey geçerli. Bunun sizinle hiçbir alakası yok. Daha siz bu çirkin iftiraları dillendirmezden evvel kararı verilmiş, talimatı verişmiş bir işti bu. Ama şimdi hızlandırdım. Tek harfinin size ait olduğu hiçbir şeyi burada istemiyorum. Olmayacak da. Ama bu yazılar kalacak. Sitenin çektiğim fotoğrafları da konuyla beraber kalacak. Sonuna kadar. Her okuyan, kim neyin peşindedir görecek.
Bu arada avukatınızı çağırın bilgisayar başına. Şimdi beni kayıt altına aldırtmışsınız ya, yazacağım hukuki temelleri. Bekleyin.