Imwar.Com
Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Afganistan’da Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Ülkeye İç İstikrarı Getirir mi?
Cevap SayisiCevap Sayisi: 5 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 245 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
  Yazdır  
Gönderen Konu: Afganistan’da Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Ülkeye İç İstikrarı Getirir mi?  (Okunma Sayısı 245 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
21 Ağustos 2009, 01:36:25
Arslan Bey

Yönetici

Üniversite

*****


Üye No : 1

Nerden : Kâinat

Konu  : 215

Mesaj : 430

Puantaj +30/-0
Üyelik Bilgileri E-Posta
Online
« : 21 Ağustos 2009, 01:36:25 »

Arslan Bey: Diyor Ki...
Doç. Dr. Celalettin Yavuz

(Aktif link: http://www.turksam.org/tr/a1753.html )

ABD, Irak’tan çok daha önce ve BM şemsiyesi altında, neredeyse tüm NATO ülkeleri ve dünyanın desteğini alarak girdiği Afganistan’dan bir türlü çıkamadı. Afganistan’dan yaklaşık 14-15 ay sonra girdiği Irak’tan ise 2011 sonuna kadar çıkacak şekilde tüm planlarını yaptı. Üstelik Irak’a müdahalede ne yanına BM’yi, ne de NATO’yu ve diğer ülkeleri alamamıştı. Hatta yakın ve “doğal” müttefiklerinden Almanya ve Fransa bu müdahaleye itiraz dahi etmişti…
 
Yaklaşık 5 büyük ve üçü de nispeten küçük olmak üzere, 30’un üzerinde etnik karışımdan oluşan Afganistan’da, dil kültür ve yaşam şekli bile farklıdır. Afganların yaklaşık %80’ni Sünni, %18’ine yakını da Şii Müslüman’dır. Etnik yapının en geniş kitlesi nüfusun yaklaşık %45’ini oluşturan Peştunlulardır. Peştunlular ülkenin genellikle güneyinde iskan edilmiş olmakla birlikte, Pakistan sınırınıh diğer tarafında da önemli bir nüfusu barındırmaktadırlar. Kullandıkları dil ise “Doğu İranca” kaynaklı Peştucadır. Nüfusun en kalabalık kitlesi Peştunlular olduğu halde, resmi dil gene Fars kaynaklı Dari’cedir. Peştunlular dünyanın en iyi muhariplerinden olmakla ünlüdürler.
 
Ülkenin kuzey doğusunda ikinci büyük etnik nüfusu barındıran Tacikler yerleşmiştir. Nüfusun %28’ini oluşturan Tacikler, komşu oldukları Tacikistan’la yakın politik temaslar içerisindedir. Tacikler sadece ülkenin kuzey doğusunda değil, başkent Kabil’de nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturmaktadırlar. Darice konuşan Tacikler, genelde Afganistan’ın eğitimli kesimi olup, yönetimlerde merkezi görevleri üslenmektedirler.
 
Yaklaşık %10’luk nüfusla Hazaralar 3. büyük kitleyi oluşturmaktadır. İskan bölgesi genellikle ülkenin merkezindedir. Moğol kökenli olduğu bilinen bu halk, kökenleri ve Şii oluşları sebebiyle Sünni Afganların pek hoşlanmadığı bir kitledir. Aslında geleneksel olarak tahıl üretimi ve hayvancılıkla uğraşan Hazaralar, özellikle Sovyet işgali sırasında yerleştirilen sayısız kara mayınları sebebiyle tarım alanlarını kullanamaz hale geldiler. Bu yüzden de yeni bir yaşam kurmak maksadıyla kentlere ve özellikle de Pakistan’a göç ettiler.
 
Nüfusun %9’unu Özbek Türkleri, %3’ünü ise Türkmenler oluşturmaktadır. Her iki kesim de ülkenin kuzeyindeki Özbekistan ve Türkmenistan sınırlarına yakın coğrafyada iskan edilmişlerdir. Bunların çoğunluğu aslında 1920’li ve 1930’lu yıllarda Sovyet topraklarında, bilhassa Stalin dönemi olmak üzere, komünizmin dehşetinden kaçarak bölgeye yerleşmiş insanlardır. Kırsal alanda yaşayan bu kitle, koyun üreticiliği ve tarımla geçimini sağlamaktadır. Hazaralar gibi onların da tarım ve hayvancılık alanlarının büyük bir kısmı kara mayınları sebebiyle atıl hale getirilmiştir.[1]
 
Bu yazıda Afganistan, üstelik de cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde “masaya yatırılıp” incelenmeye ve istikrar bulup bulamayacağı tartışılmaya çalışıldı.
« Son Düzenleme: 21 Ağustos 2009, 01:41:23 Gönderen: Arslan Bey » Logged
Arslan Bey'un İmzası...
Yay Gibi Eğri Olup Tutulmaktansa, Ok Gibi Doğru olur Atılırım Ben

Görüp ahkam-ı asrı münharif sıdk u selametten
Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten
.,.,.,.,.,.,
Muini, zalimin dünyada erbab-ı denaettir
Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten
.,.,.,.,.,.,
21 Ağustos 2009, 01:36:53
Arslan Bey

Yönetici

Üniversite

*****


Üye No : 1

Nerden : Kâinat

Konu  : 215

Mesaj : 430

Puantaj +30/-0
Üyelik Bilgileri E-Posta
Online
« Yanıtla #1 : 21 Ağustos 2009, 01:36:53 »

Arslan Bey: Diyor Ki...
Afganistan’da Talibanlı Yaşam ve Yabancı Güçlerin Yerleşmesi
 
20.08.2009’da Afganistan’da Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Bu seçimler öncesinde çok konuşuldu ve yazıldı. Seçimden sonra da çeşitli değerlendirmeler yapılacağı kuşkusuz. Çünkü Afganistan, bilinen petrolü ve doğalgazı olmamasına rağmen, hem soğuk savaş döneminde kıymete binen, hem de sonrasında elde tutulması için büyük mücadeleler verilen bir coğrafyada uzanmaktadır. Burada demiryollarının uzunluğunun kısa bir süre öncesine kadar demiryollarının 24-25 km’yi ancak bulabildiği ve karayollarının da en fazla 1500-1600 km’sinin asfalt oldruğu, ortalama insan ömrünün 42-43 yılı bulabildiği, dünyanın en yoksul ülkelerinden birinden söz edilmektedir.
 
Denizlerde kıyısı bulunmayan Afganistan’ın batıda İran’la uzun bir sınırı mevcuttur. Kuzeyinde ise Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan (kısmen kuzey doğusunda) uzanmaktadır. Hatta kuzey doğusuna doğru bir dil şeklinde uzanan bir coğrafya ile Çin ve Hindistan’la da komşudur. Doğusu ve güneyi de Pakistan’la çevrilidir. Üstelik ülke tarım açısından da son derece verimsizdir. Çoğu bölgeler Hindikuş Dağları ve kurak eteklerinden oluşmaktadır. Peki Afganistan’ın çekiciliği nedir? Bunun en önemli cevabı; Afganistan’ın Orta Asya ile Hint Okyanusu arasında (Pakistan’la birlikte) yer almasıdır. Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin doğalgazı ve petrolünün Hint Okyanusu’na ulaştırılabileceği en kısa yol Afganistan ve Pakistan üzerinden geçmektedir. Orta Asya’ya ulaşmak, bu bölgeyi bölgesel güçlerin (Rusya ve Çin gibi) etkisinden arındırmak isteyenler (ABD gibi) için en stratejik mevkilere sahiptir. Keza Rusya ve Çin için de, “arka bahçeleri” gibi gördükleri Orta Asya coğrafyasına bölge dışı bir gücün nüfuz etmesini önlemek için ihtiyaç duyacağı coğrafyanın da içinde Afganistan vardır. Hatta bölgesel güçlerden Hindistan’ı da bu oyuna katmak mümkündür…
 
Orta Asya bağlantısı üzerindeki bir diğer stratejik noktada Çin’in önemli bir üstünlük elde ettiğini ileri sürmek mümkündür. Dünyanın en büyük bakır madeni işletmeciliğinin tesislerini bu Hindikuş Dağları eteğinde Çinliler inşa etmektedir. İlaveten bu bölgeden Çin’e kadar bir de demiryolu inşasına başlanmıştır. Mezar-ı Şerif’te daha gelinen günde neredeyse yabancı kökenli tüm ürünlerde “Made in China” yazısını görmek mümkündür.[2]
 
Bölgenin önemli projelere açık olduğunu, Afganistan-Pakistan ve Hindistan’ı da kapsayacak şekilde, “Güney Asya”da belli başlı dört doğalgaz boru hattı projesinin gündeme getirilmesiyle anlamak daha kolaydır. Bunlardan ilki, 1990’lı yıllarda özellikle ABD’nin ısrarla üzerinde durduğu Türkmenistan- Pakistan doğalgaz boru hattıdır. 1.440 km olarak düşünülen projeyi üstlenmek isteyen firmaların başında CentGas gelmekteydi. Bir diğeri 2.670 km’lik İran-Hindistan doğalgaz boru hattı projesiydi. Üçüncüsü Katar-Pakistan arasında deniz geçişli düşünülen ve Crescent Petroleum’un önayak olduğu 1.610 km’lik projedir. Sonuncusu Hindistan-Bengladeş arasında Unocal şirketinin kovaladığı 1.363 km’lik doğalgaz boru hattı projesidir.[3] Afganistan ve hatta Pakistan’la ilgili güvenlik politikalarının örtüsü birazcık aralandığında, işin içerisinde petrol-doğalgaz gibi, çıkar çağrıştıran önemli sebepler mevcut olduğu görülebilmektedir. İran-Hindistan doğalgaz projesi üzerinde 1994’ten beri çalışılmasına rağmen, Mart 2009’un sonlarında anlaşmaya varılabildi. 2.600 km’yi geçen bu “Barış Boru Hattı” projesi, Pakistan ve Hindistan arasındaki fiyat anlaşmazlığından hayata geçirilememişti. Hattın yapımına 2010’da başlanması, 2012’de tamamlanması, ilk aşamada gazın Pakistan ile Hindistan’ın günlük tüketiminin yarısı olan 60 milyon metreküpünün verilmesi, zamanla da kapasitenin 150 milyon metreküpe çıkarılması planlanmaktadır.[4]
 
Bu arada, Afganistan’ı incelerken, Pakistan’ın da incelenmesi neredeyse bir ön koşul haline gelmiştir. Zira halen Afganistan’da ABD ve koalisyon güçlerine karşı direnişini sürdüren Taliban (talebeler) Afganistan’ın %40-45’ini oluşturan Peştunlu Sünni Müslümanlardan oluşmaktadır. Peştunlular, Pakistan’ın Batısında ve Afganistan’a yakın sınırda da oldukça kalabalık bir nüfusa sahiptir. Zaten soğuk savaş döneminde Afganistan’ın Sovyetlerce işgalinin ardından ülkeyi terk eden Afganlıların çoğunluğu da sınırın Pakistan tarafına geçerek, Peştunlu akrabalarından destek görmüşlerdi. Hatta zaman içerisinde buradaki medreselerde ABD (CIA) desteği ve Suudi Arabistan’ın maddi desteği ile Ziya ül-Hak yönetimindeki Pakistan, ABD’nin “Yeşil Kuşak” projesini Afganistan’da hayata geçirmek için, kendi istihbarat örgütü ISI’yı da kullanarak yardımcı oldu. Burada Ziya ül-Hak, Afganistan’a Sovyet saldırısını Moskova-Yeni Delhi (Hindistan) merkezli olarak değerlendirmiş ve tüm doğu sınırlarını kapsayan Hindistan gibi “düşman” bir komşuya paralel olarak,  bu kez de batı sınırlarının büyük bir kısmını benzer rejimle çevrilmesinden rahatsızlık duymuştu. Zamanla Sovyetlere karışı mücadelelerini kazanan, Sovyetlerin 1989’da çekilmesinden sonra ülkede savaşı andıran bir iç kargaşa çıktı. Molla Muhammed Ömer’in kurduğu ve çoğunluğu Sovyetlere karşı savaşan “mücahitler” ya da onların çocukları olan, en radikal Sünni inanışa sahip Taliban, bu tarihten sonra ülke yönetimine yavaş yavaş oturmaya başladı. 1997’de ülkenin yaklaşık 2/3’üne hakim olduğu gibi, ABD ve Suudi Arabistan’ın desteğini de almaktaydı. Ancak el-Kaide’nin Afganistan’da yuvalandığının öğrenilmesinden sonra ABD, 1998’den itibaren Taliban yönetiminden el-Kaide’yi Afganistan’dan atmasını istedi. Olaya başlangıçta ülkeyi işgalle sebebiyet veren Sovyetler Birliği, ardından ABD, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın birlikte yarattığı “Frankeştayn”, yani Taliban o tarihten itibaren ABD ve Pakistan yönetimlerini dinlememeye başladı.[5]
 
İşte 11 Eylül 2001 ABD’deki terör saldırılarını el-Kaide’nin üslenmesi, ABD’ye Afganistan’a müdahale için bulunmaz bir fırsat vermişti. Fırsat hemen kullanıldı. Üstelik dünyada evvelce hiçbir ülkeye diğer ülkelerin maddi, ya da manevi desteğinin verilmediği, BM’nin ve NATO’nun desteğini alarak Afganistan’a girildi. Sebep ise; ABD’nin “el-Kaide ve liderini teslim etmez, ya da ülkeden çıkarmazsan ülkeni işgal edeceğim!” sözü üzerine, Taliban yönetiminin “Hayır!” demiş olmasıydı… Oysa BM Güvenlik Konseyi bu tam teşekküllü ve tüm dünyanın desteklediği müdahaleden önce Afganistan’a savaşı gerektirmeyen sert yaptırımlar uygulayabilirdi. Ancak ABD, tüm dünyanın gözünü boyayacak bir psikolojik harekatla, 11 Eylül terör saldırılarını çok iyi kullandı ve adeta tüm dünyayı Afganistan’a müdahale konusunda şartlandırdı…
 
Afganistan’da Taliban rejiminin ardından Karzai Cumhurbaşkanlığına getirilerek, demokrasi denemelerine geçildi. BM şemsiyesi altında ilk faaliyetini icra eden Afganistan Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti “UGYK” (International Security Assistant Force “ISAF”)’nin komutası, 11 Ağustos 2003’te NATO’ya devredildi.  Bu, NATO’nun kendi coğrafyası dışında üstlendiği ilk operasyondu. Afganistan’da ISAF gibi, “barışı koruma” görevi yüklenen uluslar arası güç dışında çoğunluğunu ABD’nin oluşturduğu, İngiliz, kanada ve Hollanda birlikleri de görev aldılar. Özellikle Taliban ve el-Kaide’ye karşı mücadele eden bu kuvvetlere bazı ülkeler zaman zaman küçük birlikler gönderip geri çektiler. Ancak, geçen süre içerisinde Afganistan’da iç istikrar sağlanamadı. 31 Ocak-1 Şubat 2006 tarihlerinde Londra’daki uluslararası konferansta Karzai, bölgede yabancı birliklere 5-10 yıl daha ihtiyaç olduğunu bildirdi. NATO da çekilen ABD birliklerinin yerini almak üzere ülkeye asker takviyesine karar verdi.Ancak,ISAF, Afganistan’da Sovyet işgalinin bitmesi ve Kabil’in bölgedeki grupların eline geçmesinden sonra başlayan ve ABD işgaline kadar süregelen iç savaş ortamını sona erdiremedi ve Afganistan genelinde barışı sağlayamadı. Çünkü ISAF’ın görev alanı Kabil ve başkentin yakın çevresi ile sınırlıydı.[6]
 
Yabancı kuvvetlerin istikrarı sağlamada başarısız olduğunu açık dille söyleyen ilk yabancı Afganistan’daki İngiliz birliklerinin komutanı Tuğgeneral Mark Carleton-Smith oldu. İngiliz General, kesin bir askeri zaferin mümkün olmadığını, Taliban’ın uzun vadede çözümün bir parçası olabileceğini İngiliz The Sunday Times yaptığı açıklamayla tüm dünyaya duyururken, açıkça “Bu savaşı kazanamayacağız’’ dedi. Smith, buna karşın Taliban ayaklanmasının “yönetilebilir bir düzeye düşürüldüğünü’’ kaydederek, Taliban tehdidinin bu düzeyiyle Afgan ordusu tarafından üstlenilebileceğini ifade etti.[7]
 
Afganistan’da yabancı güçlerin varlığı istikrarı getiremese de ülkenin sağlık, ulaşım ve eğitim alanında önemli kazanımlar elde ettiği de bir gerçektir. Zira tek başına ABD’nin yaptıkları bile hatırı sayılır kıymetlere ulaşmaktadır. ABD, Afganistan’da askeri güç yanında ekonomi, sağlık ve eğitim ağırlıklı olarak tek başına, ya da müttefikleriyle birlikte gerekli yardımları da yapmaktan geri kalmadı. Taliban döneminde Afganistan’da sadece 900.000 erkek ve kız çocuğu okula kaydedilmişken, Taliban’dan kurtarılan ülkede okula kaydedilenlerin sayısı, üçte biri kız çocuğu olmak üzere 6 milyonu aştı. Çocuklarının beşte biri beş yaşından önce ölmekteyken, sağlık açısından Afganistan dünya sonuncusuydu. 2002 yılında %8 civarındaki halk sağlığı oranı, USAID ve diğer katılımcıların desteğiyle %80’e çıktı. Bebek ölüm oranı %22’ye düşürüldü. 2002’den beri ABD yardımıyla %90’ın üzerindeki beş yaş altı çocuklar bulaşıcı hastalıklara karşı aşılandı.[8]
Logged
Arslan Bey'un İmzası...
Yay Gibi Eğri Olup Tutulmaktansa, Ok Gibi Doğru olur Atılırım Ben

Görüp ahkam-ı asrı münharif sıdk u selametten
Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten
.,.,.,.,.,.,
Muini, zalimin dünyada erbab-ı denaettir
Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten
.,.,.,.,.,.,
Arslan Bey'un İmzası...
Arslan Bey İmza Seçmediniz...
21 Ağustos 2009, 01:37:18
Arslan Bey

Yönetici

Üniversite

*****


Üye No : 1

Nerden : Kâinat

Konu  : 215

Mesaj : 430

Puantaj +30/-0
Üyelik Bilgileri E-Posta
Online
« Yanıtla #2 : 21 Ağustos 2009, 01:37:18 »

Arslan Bey: Diyor Ki...
Türkiye’nin Afganistan-Pakistan Arabuluculuk Girişimleri ve Afganistan’da TSK
 
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün girişimleriyle Türkiye, Pakistan ve Afganistan gibi iki dost ve Müslüman ülkenin liderleri arasında bağlantı kurmaya çalıştı. Bunlardan ilki Nisan 2007’de İstanbul’da Pakistan Cumhurbaşkanı Müşerref ve Afganistan Devlet Başkanı Karzai’nin buluşturulması şeklinde gerçekleşti. İkinci buluşma da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 5.12.2008’de İstanbul’da “Üçlü Zirve”de gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari ve Afganistan Cumhurbaşkanı Karzai ile aynı saatlerde farklı salonlarda görüştüler.[9] Türkiye’nin arabuluculuğunda üçüncü buluşma Nisan 2009’da gene Türkiye’de gerçekleşti. Afganistan Devlet Başkanı Karzai ve Pakistan Devlet Başkanı Zerdari, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün önderliğinde Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi. Toplantıya, devlet başkanlarının yanı sıra üç ülkenin Genelkurmay ve istihbarat kurumu başkanları da katıldı. Zirvenin ardından yayımlanan ortak açıklamada, 3 ülke liderinin ortak işbirliğini bütün kurumları dahil ederek genişletme ve güçlendirme çabası içerisine girmesinin istendiği belirtildi.[10]
 
Afganistan’da Türkiye’nin Kabil Büyükelçiliği yanında, kuzeyde özellikle Özbek Türklerinin yoğun bulunduğu Mezar-ı Şerif’te de başkonsolosluğu mevcuttur. Afganistan; komşuları Pakistan, İran, Tacikistan ve Özbekistan’a şüpheyle bakarken, Türkiye’nin konumu farklıdır. Gerek Karzai, gerekse Afgan halkı, Türkiye’yi Müslüman ve uygar bir ülke olarak görmekte, Atatürk dönemindeki yardımları hâlâ hatırlamaktadırlar. Öte yandan, Türkiye’nin, Afganistan’daki Özbek kökenli General Raşid Dostum’a desteğini de anlamakta güçlük çektikleri ifade edilmekte, hatta bu desteğin sürmesi halinde, Türkiye’nin Afganistan’daki saygınlığının uzun vadede yara alacağı ileri sürülmektedir.[11] General Dostum’un Haziran 2009 başlarında Türkiye’de bulunuşu sebebiyle basında Türkiye’ye “sürgün” geldiği haberleri çıkması üzerine, Dışişleri Bakanlığı tarafından bu durum yalanlandı ve Dostum’un dinlenme ve tedavi maksatları için Türkiye’de bulunduğu, istediği zaman ayrılabileceği açıklandı.[12] Zaten General Dostum da, cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaştığında, Özbek Türklerinin Karzai lehinde kullanımı için çağrıya uyarak yeniden Afganistan’a intikal etti.[13]
 
Dost ve kardeş ülke Afganistan’a yardım etmek, onlara Türk milletinin sevgi ve şefkatini göstermek için TBMM, 10 Ekim 2001 tarihinde aldığı 722 sayılı Kararıyla TSK’nin Afganistan’da görev alması konusunda hükümete yetki verdi. Daha sonra Bakanlar Kurulu Kararıyla TSK, Afganistan Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti (UGYK)’nin İngiltere liderliğindeki ilk dönemine bir bölük timi, eğitici personel ve karargâh unsurları olmak üzere toplam 267 kişilik bir kuvvetle katkı sağladı. 20.6.2002’de başlayan 2. dönem UGYK liderliğini Türkiye üstlenerek, Kabil Hava Alanının işletilmesi sorumluluğunu da devraldı. Almanya ve Hollanda liderliğindeki UGYK-III ve NATO sorumluluğundaki UGYK-IV dönemlerine lojistik ve idari unsurlarla takviyeli bir bölük ve karargâh personeliyle katkı yapıldı. Kanada liderliğindeki UGYK-V ve Avrupa Kolordusu (EUROCORPS) liderliğindeki UGYK-VI dönemlerinde de personel katkısı devam ettirilerek, Kabil Havaalanının işletilmesi için yaklaşık 50 personel ve üç genel maksat helikopteri ile destek sağlandı.
 
UGYK-VII dönemi liderliği ise 13.2.2005 – 04.8.2005 tarihleri arasında 3. Kolordu Komutanlığı’nca yürütüldü. Kabil Havaalanının işletilmesi sorumluluğu üstlenilerek toplam katkı 1450 personele ulaştı. UGYK bünyesinde, 6.8.2006 tarihinde Fransa, Türkiye ve İtalya liderliğinde oluşturulan Kabil Bölge Komutanlığına Türkiye; Arnavut ve Azeri Takımları dahil, bir Tabur Görev Kuvveti tahsis etti. Türkiye’nin liderliği döneminde ise (Nisan-Aralık 2007) bu katkılara ilave olarak; birer Amfibi Deniz Piyade Bölüğü, Karargâh Bölüğü, Muhabere Bölüğü ve 2 adet UH 60 helikopteri daha ilave edildi. Türkiye ayrıca Afgan Millî Ordusunun eğitim desteğini sağlamak maksadıyla Kabil Bölgesindeki Harekât Yönlendirme ve İrtibat Timlerine 15 kişilik personel katkısı sağladı.
 
Türkiye, Nisan 2008 itibarıyla Kabil Bölge Komutanlığı Harekât Yönlendirme İrtibat Timleri ve UGYK Karargâh Personeli olmak üzere, yaklaşık 780 kişiyle harekâta katkı sağladı.  Türkiye tarafından teşkil edilen Vardak Bölgesel İmar Ekibi 20.11.2006 tarihinde faaliyete geçerek bölgesinde; üç adet ilkokul, bir halk sağlığı kliniği, bir ziraat teknisyeni okulu, iki soğuk hava deposu, spor ve eğlence tesisi, çocuk bahçesi, su depolama ve şebeke hattı tesis etmiş, halka gıda ve giyecek yardımında bulunmuş, okullara kırtasiye yardımı yapmıştır. 2002-2007 döneminde Afganistan genelinde; dört hastane, altı sağlık kliniği, iki seyyar klinik tamir veya inşa edilmiştir. Halihazırda iki hastane ve iki klinik Türkiye tarafından işletilmektedir. Ayrıca 27 ilk ve ortaokul inşa ve tamir edilmiş ve gerekli eğitim malzeme desteği sağlanmıştır. Toplam 260 Afganlı öğrenciye Türkiye’de yüksek öğrenim için burs verilmiştir. İnsani yardım kapsamında 14.000 aileye ve 8.000 çocuğa eğitim, giyecek ve kırtasiye yardımı yapılmıştır.
 
Afganistan Kara Harp Okulu eğitim faaliyetleri kapsamında 2005’ten itibaren 13 danışman/öğretmen personel görevlendirildi. Askerî eğitim ve iş birliği kapsamında 1.540 civarında Afgan personele Afganistan’da, 340 civarında Afgan personele ise Türkiye’de eğitim verildi. 71 Afgan personelin eğitimi de Türkiye’de devam ettirildi. Afganistan Silahlı Kuvvetleri ile ikili eğitim iş birliği kapsamında eğitim yardımında bulunuldu. Ayrıca Afganistan Kara Harp Okulunda; iki adet dershane ve kolaylık tesisi (berber, terzi, çamaşırhane) yapımı için TİKA ile işbirliği yapıldı.  Afganistan Silahlı Kuvvetlerine 1993-2007 yılları arasında, TSK envanterinden silah, mühimmat ve muhtelif malzeme hibe edildi. Ayrıca üç adet 155 mm.lik çekili obüs bataryası kurulması projesi kapsamında araç, silah, mühimmat ve muhtelif malzeme verildi. Afganistan Askerî Lisesinin modern bir eğitim kurumu haline getirilmesi projesi kapsamında ise araç, giyim-kuşam ve çeşitli malzeme yardımında bulunuldu. 2006 yılından beri Afgan personeline Türkiye’de ücretsiz tedavi imkânı sunuldu. 2008 sonu itibariyle 205 askerî personel ve ailesi Türkiye’de tedavi edildi. TSK tarafından Afganistan’a yapılan yardımlar Mart 2008 itibariyle 40 milyon doları buldu.[14] Türkiye, dost ülke Afganistan’a yardımlarını sürdürmektedir.
 
Logged
Arslan Bey'un İmzası...
Yay Gibi Eğri Olup Tutulmaktansa, Ok Gibi Doğru olur Atılırım Ben

Görüp ahkam-ı asrı münharif sıdk u selametten
Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten
.,.,.,.,.,.,
Muini, zalimin dünyada erbab-ı denaettir
Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten
.,.,.,.,.,.,
Arslan Bey'un İmzası...
Arslan Bey İmza Seçmediniz...
21 Ağustos 2009, 01:37:41
Arslan Bey

Yönetici

Üniversite

*****


Üye No : 1

Nerden : Kâinat

Konu  : 215

Mesaj : 430

Puantaj +30/-0
Üyelik Bilgileri E-Posta
Online
« Yanıtla #3 : 21 Ağustos 2009, 01:37:41 »

Arslan Bey: Diyor Ki...
Karzai Yönetimi ve Koalisyon Kuvvetlerinin Kalıcılığının Sebepleri
 
1957’de Kandahar’da doğan ve Afganistan’da krallık yapan Peştunlulardan Popalzai hanedanına mensup Hamit Karzai, Hindistan’da öğrenim görmüş ve sıkça ABD’de bulunmuştur. 1980’li yıllarda Sovyet işgali altındaki Afganistan’da “mücahit” olarak yer aldı ve savaştı. Pakistan’da sürgün yaşarken Taliban’ı destekledi. Ancak, daha sonra babası katledilince Taliban rejimine karşı bir tutum aldı. Afganistan’a askeri müdahalenin ardından Taliban karşıtlığının yoğun bulunduğu Kandahar’a döndü. 2001’de Afganistan’a müdahalenin ardından ABD’nin desteğiyle Aralık 2001’deki Petersburg “Afganistan Konferansı”nda “Yönetimin Başkanı” olarak belirlendi. Koalisyon ülkeleri tarafından, seçimsiz bir şekilde 2002’de geçici hükümetin Cumhurbaşkanı yapıldı. 2005’teki seçimlerde ise doğrudan halkın oylarıyla cumhurbaşkanı seçildi.[15]
 
Karzai, ABD’nin beklediği şekilde merkezi yönetimi güçlendiremedi. Sadece başkent Kabil’de, o da koalisyon kuvvetlerinin önemli desteği ile kısmi bir güç odağı oluşturabildi. Ülkenin birçok yerinde, özellikle de Taliban’ın etkili olduğu Helmand ve Kandahar gibi güney bölgelerinde bir türlü merkezi otoriteyi kabul ettiremedi. 2002 yılında haşhaş ekimini yasaklamasına rağmen, uyuşturucu ticareti ülkenin en etkili ticari amacı haline geldi. Öyle ki, dünyanın en fazla haşhaş üretimi yapılan ülkesi haline geldiği gibi, uyuşturucu ticareti de Taliban’ın koalisyon güçlerine karşı mücadelesini destekleyen en önemli finans kaynağını oluşturdu. Uyuşturucu ve haşhaş üretimiyle mücadele ise önemli bir sorundur. Zira insanlar bu ticaretle geçimlerini sağlamaktadırlar.[16]
 
Uyuşturucu ticaretiyle yeniden güçlenen Taliban, 2005 yılından itibaren mücadelesine hız kazandırdı. Bunun üzerine NATO’nun 2006 Riga Zirvesi’nde ilk kez NATO Genel Sekreteri tarafından da dillendirilen ve ABD’nin ısrarla desteklediği, Taliban’la mücadele için NATO ülkelerinden asker talebi uzun bir süre karşılanmadı. Afganistan’da, NATO kuvvetlerine 2008 içinde Taliban tarafından yapılan saldırılar, 2007’ye göre %40 oranında artış kaydetti. Bu durum ülkenin doğusundaki ve güneyindeki bölgelerin güvenliği açısından önemli bir gelişme olarak kaydedilmektedir.[17] NATO, son olarak Kasım 2008 içinde en azından 20.000 NATO askerinin daha Afganistan’daki “ISAF” (UGYK)’ı desteklemek için gönderilmesi gerektiğinin altını çizdi. ABD’li Orgeneral Bantz J. Craddock , tahminen dört tugaylık bu ihtiyacın bir tugayının ABD tarafından karşılanacağını, ancak geriye 15.000 kişilik yeni bir kuvvete daha ihtiyaç duyulduğunu belirtti.[18] NATO’nun Strasburg (Fransa) – Kehl (Almanya) 2009 zirvesinde de Obama, Afganistan için ilave kuvvet talebinde bulunmuştu.
 
ABD Başkanı Obama, Şubat 2009 ortalarında Afganistan’a 17.000 takviye asker gönderilmesine onay verdi. Böylece Afganistan’da 37.000 civarındaki ABD askeri sayısı ilk etapta 54.000’e çıkarıldı. İki tümenlik kuvvetin Taliban’a karşı çarpışmaların sürdürüldüğü güney bölgesinde konuşlandırılması planlandı. Bu kuvvetin 14.000’i NATO komutası altındadır. ABD’li komutanlar, 30.000 kişilik takviye kuvvetin, Taliban’ın saldırılarını yoğunlaştırmaya başlamasının beklendiği bahar aylarından önce bölgede olmalarını istediler. Obama, kararını açıklarken, sevkiyatın kendi ifadesiyle “acil güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak” ve giderek bozulan duruma istikrar kazandırmak için gerekli olduğunu söyledi. 
 
2009 yazında ise ABD, Irak’tan çekilen kuvvetlerden 17.000’inini Afganistan’a kaydırarak, Taliban’la mücadeleye yeni bir soluk getirmek istedi. Aslında Afganistan sorunu, ABD Başkanı Obama’nın daha başkanlık seçim gezileri sırasında “öncelim” dediği sorunlardan biriydi. Bunun içindir ki Obama’nın isteği ile Afganistan’daki ABD kuvvetleri takviye edildi. Obama, 21.000 kişilik daha ilave asker kaydırarak, ABD askerlerinin mevcudiyetini 68.000’e çıkarmayı planlamaktadır. Bu yeni kuvvetler de 2009 sonuna doğru harekat yapabilecek duruma gelebilecekler.[19] Halen Afganistan’da ABD’nin 68.000 kişilik kuvveti yanında NATO ve içinde Yeni Zelanda da dahil diğer ülkelerin toplam 30.000 kişilik kuvveti mevcuttur.[20]
 
Görüldüğü üzere, Talibanla mücadele için hemen her geçen gün yeni ve taze yabancı kuvvetlere ihtiyaç duyulmaktadır.
 
Logged
Arslan Bey'un İmzası...
Yay Gibi Eğri Olup Tutulmaktansa, Ok Gibi Doğru olur Atılırım Ben

Görüp ahkam-ı asrı münharif sıdk u selametten
Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten
.,.,.,.,.,.,
Muini, zalimin dünyada erbab-ı denaettir
Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten
.,.,.,.,.,.,
Arslan Bey'un İmzası...
Arslan Bey İmza Seçmediniz...
21 Ağustos 2009, 01:38:17
Arslan Bey

Yönetici

Üniversite

*****


Üye No : 1

Nerden : Kâinat

Konu  : 215

Mesaj : 430

Puantaj +30/-0
Üyelik Bilgileri E-Posta
Online
« Yanıtla #4 : 21 Ağustos 2009, 01:38:17 »

Arslan Bey: Diyor Ki...
Cumhurbaşkanı Adayları ve Seçim Kampanyaları
 
Karzai’nin görev süresi Nisan 2009’da sona erdi ancak, yeni cumhurbaşkanı seçilinceye kadar bu süre uzatıldı. Başta ABD olmak üzere, Afganistan’da kuvvet bulunduran ülkeler, bu seçimlerin güven içerisinde gerçekleştirilmesini istemektedirler. Hatta bu konuda 2009’un başlarından itibaren ve İlkbahar’da artan dozda Pakistan’ın da katkı sağladığı görüldü. Pakistan, özellikle Svat vadisindeki Taliban destekçisi Peştunlular üzerine askeri bir harekat yaptılar. Bu harekat sırasında pek çok Taliban üyesi etkisiz kılındığı gibi, yüzbinlerce insan da ülke içerisinde mülteci konumuna düşmüştü.[21] Çabaların ardında yatan, kuşkusuz Afganistan’daki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Taliban’ın dikkatini Pakistan’a çekmek ve direncini Pakistan silahlı kuvvetleri ile kırmaya çalışmaktı. Tabii bu arada Taliban’ın Pakistan’daki nükleer silah tesislerini ele geçirmek için üç kez girişimde bulunduğu, dünyanın ciddi bir tehlike atlattığı da sonradan öğrenildi.[22]
 
Halkının %70’inin kırsal alanda, sadece %30’unun kentlerde yaşadığı Afganistan’da başlangıçta 57 aday ortaya çıktı.[23] Haziran 2009 başlarında içlerinde 2’si kadın 44 aday vardı. Bunlar 41’e düştü. Adaylardan biri geri çekilirken, diğer ikisini de seçim kurulu çıkardı. Hamit Karzai’nin karşısındaki en ciddi rakipler Dışişleri eski Bakanı Abdullah Abdullah, Maliye eski Bakanı Eşref Gani’dir.[24]
 
Afganistan’ın güneyindeki Ghazni (Gazni) vilayetinde olduğu gibi, bazı adaylar Taliban korkusuyla doğrudan seçim kampanyası yürütmek yerine, sadece plaket göndermekle yetinmektedirler. Zira 9.8.2009’a kadar, Karzai’ye destek amaçlı olduğu ileri sürülen kampanyayı yürütenlerden 9 aday katledildi. Pek çok da öldürme teşebbüsü yaşandı. Sünni Müslümanların en radikal kanadı olarak bilinen Taliban’ın hışmından özellikle de kadın adaylar ve seçmenler büyük endişe duymaktadırlar. Zira Taliban’a göre kadınların politikaya girmesi kesinlikle yasaktır.[25]
 
ABD’nin finanse ettiği Uluslararası Cumhuriyet Enstitüsü’nün kamuoyu yoklamalarına göre, seçimlerde Karzai %44, Abdullah Abdullah %26 oya sahiptir. Hazara etnik grubundan ve eski Planlama Bakanı Ramazan Başardost %10, eski Maliye Bakanı Eşref Gani %6 desteğe sahip gözükmektedir. Bu sonuçlara göre, adaylardan hiçbiri %50’den fazla oy almayı başaramadığından,  en fazla oy alan iki aday (muhtemelen Karzai ve Abdullah) ikinci turda tekrar yarışacaklardır.[26] Kamuoyu yoklamalarında önde görünen Karzai’nin, en yakın takipçisi Abdullah Abdullah ile Eşref Gani için, “Kazanırsam Dr. Abdullah’ı, Gani’yi davet edeceğim; çay ikram edip, görev vereceğim” dediği ileri sürülmektedir.[27]
 
Cumhurbaşkanlığı Seçimi Öncesinde Seçime Yönelik Tehdit ve Tehdite Karşı Mücadele
 
ABD, seçimler yaklaştığında Pakistan’da Taliban’ın angaje edilmesini planlamanın yanında, ayrıca Afganistan’da da askeri önlemleri artırdı. Özel deniz piyade komando (Marine) birliğini de cepheye sürdü. Seçimlere 8 gün kala, 12.8.2009’da ülkenin güneyinde, dünya haşhaş üretiminin %60’nın yapıldığı iddia edilen ünlü Helmand vilayetinde ve etrafı sarp dağlarla çevrili, Taliban’ın egemen olduğu Dahaneh kasabasına taarruz tertipledi. 400 ABD’li “Marine” ve 100 civarındaki Afgan askerlerinden oluşan bu taarruz birliğinin harekatına “Eastern Resolve 2” adı verildi. Harekat, Harrier tipi bombardıman uçakları ve helikopterlerle desteklendi. Bu harekatın amacı, Taliban’ın lojistik destek üssü gibi kullanılan bu yerleşim bölgesini almak ve ayrıca da bölgedeki geçitlere hakim konumu sebebiyle, dağlardan yerleşim bölgesine inerek seçime engel olmak isteyecek Taliban kuvvetlerine geçit vermemek şeklinde özetlenmektedir.[28]
 
Ancak seçimler yaklaştıkça diğer bölgelerde Taliban’ın faaliyetlerini artırdığı görüldü. Evvelce ülkenin kuzeyinde, 700 kişilik Alman birliğinin sorumluluk sahası olan ve nispeten sakin Kunduz vilayetinde 11.8.2009’da polis karakoluna ateş açılarak ölümlere sebebiyet verildi. Seçim Kurulu, seçimlerin güvenliğini sağlamak maksadıyla seçim sandığı sayısında da azaltmaya gitti.[29] Bunun anlamı kuşkusuz, seçime katılacak vatandaşa gözdağı vermek, “Taliban’ın polis karakolunu bile ateş altına alacak kadar güçlü” olduğunu göstermeye çalışmaktı.
 
Seçimler yaklaştıkça Taliban’ın Afgan kurumları, güvenlik kuvvetleri ve ülkedeki yabancı birliklere saldırılarında artış kaydedildi. Tüm bunlar, ülkedeki Batılı komutanları, seçmenin seçim sandığına gitmemesi için tehlikeli bir gelişme olarak görmelerine sebebiyet vermektedir. Afganistan’ın en azından dörtte birinde “korku” sebebiyle seçim sandığına gidilemeyeceği endişesi hakimdir. Bu maksatla ABD, bugüne kadar sayısı 320’yi bulan, başına ödül konmuş “asiler”e ilaveten 50 uyuşturucu baronunun daha başına ödül koyarak, listeyi daha da kabarttı.  Çünkü ABD, Taliban lider kadrosu ile uyuşturucu baronları arasında çok sıkı bir bağ olduğu inancındadır.[30] Öte yandan, aslında Afganistan’da illegal haşhaş satışının yıllık 77 ila 125 milyon dolar arasında olduğu ileri sürülmektedir.[31] Bu tutar her ne kadar fazla yüksek görülmese de, dünyanın en yoksul ülkelerinden biri için son derece önemlidir de kuşkusuz…
 
Taliban, cumhurbaşkanlığı seçimlerinden kısa bir süre önce, seçmenin sandığa gitmesini önlemek amacıyla oy kullanacakların parmağını kesmekle dahi tehdit etti. Radyo yayınları, camilerde cemaate yapılan duyurular ve bildiri yoluyla dile getirilen tehdidin etkili olduğu ileri sürülmektedir. ABD’nin New York Times gazetesi, seçimlerin ciddi güvenlik önlemlerinin alındığı şehir merkezlerinde yapılabileceğini, köylere ise tek bir sandığın ulaşmasının bile mümkün olmayacağını ileri sürdü. Pakistan sınırındaki Kandahar’da bir caminin duvarına Taliban tarafından asıldığı bilinen afişte, müdahale öncesindeki “Afganistan İslam Emirliği” adını kullanan Taliban’ın, “Seçimlere katılmayın, çünkü sandıkları hedef alacağız. Oy verenleri çok sert cezalandıracağız” ifadesini yazdığı görüldü.[32]
 
Taliban’ın ülkenin büyük bir bölümünde seçimlere katılımı önleme yolunda önemli zararlarının bulunduğu, bizzat BM’nin Afganistan’daki gözlemcileri tarafından dillendirilmekte, ülke çapında 7.000 adet düşünülen seçim istasyonundan güvenlik sebebiyle en fazla 6.200’nün açılabileceği de Yüksek Seçim Kurulu tarafından ifade edilmektedir.[33]
 
ABD’nin ve koalisyon güçlerinin seçim güvenliğine yönelik çabaları, daha fazla sayıda asker kaybetmelerine sebep olmaktadır. Sadece Temmuz 2009 içerisinde Afganistan’daki yabancı güçlerin Taliban tarafından katledilen asker sayısı 76’dır.[34]
 
Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaştıkça Afganistan çıkışlı haberlerdeki tutarsızlıklar da artmaktadır. Bir taraftan Taliban’ın, insanları seçime katılmamaları için tehdit ettiğine alabildiğine yer verilirken, diğer taraftan cumhurbaşkanlığının en büyük adayı ve halen aynı makamı işgal eden Karzai’nin kardeşi, aynı zamanda da seçim kampanyası baş yöneticisi Ahmet Vali Karzai’den alındığı ileri sürülen bilgilere göre, Taliban liderleri seçimler sırasında ateşkese rıza göstermişlerdir.[35] Bu haberin teyit edilmesi için belirli bir süre geçmeden, 15.08.2009 sabahı NATO birliklerinin (ISAF) karargahının da bulunduğu başkent Kabil’de, diplomatların ağırlıklı bulunduğu bir semtte, patlayıcı yüklü bir araçla en az 4 ölüm (daha sonra 15’e çıktı), 91 yaralanmaya sebebiyet veren yeni bir Taliban saldırısı gerçekleşti.[36] Aslında Karzai’nin uzun bir süredir Taliban Lideri Molla Ömer (Mullah Ömer) ile seçimler konusunda uzlaşmaya çalıştığı, ancak Ömer’in, yabancı güçlerin ülkeyi terk etmesi halinde bir uzlaşmaya yanaşacağı ileri sürülmektedir.[37]
 
Seçimler öncesinde bazı ciddi suçlamalar da oldukça ilgi çekmektedir. Bunlardan birinde, Cumhurbaşkanı Karzai’nin kardeşi Ahmet Vali Karzai’nin, Meclis’te temsil ettiği ülkenin güneyindeki Kandahar ve civarında uyuşturucu ticaretini geliştirdiği yönündeki şayialardır. Bu söylentiye göre eldi edilen kanıtlar 22.07.2009’da Afganistan İçişleri Bakanlığı’na dahi gönderilmiştir.[38] Karzai’nin evvelce ABD’de yaşayan ağabeyi Mahmut Karzai’nin de, gelinen günde Afganistan’ın en varlıklı insanı haline geldiği, ülkenin tek çimento üretim tesislerine sahip olduğu, Karzai’nin yakınlarının ülkedeki hemen her rüşvet ve uyuşturucu ticaretiyle ilgili işlerde ilişkilerinin bulunduğu, Karzai’nin ABD ve koalisyon tarafından “Afganistan’ın tek demokrat kişisi” olarak kollandığı, bunu ise Karzai’nin tam tersine, ailesine tolerans göstererek zedelediği Kabil’deki pek çok uluslararası kuruluş temsilcileri ve diplomatlar tarafından sıkça dillendirilmeye başlandı.[39]
 
Logged
Arslan Bey'un İmzası...
Yay Gibi Eğri Olup Tutulmaktansa, Ok Gibi Doğru olur Atılırım Ben

Görüp ahkam-ı asrı münharif sıdk u selametten
Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten
.,.,.,.,.,.,
Muini, zalimin dünyada erbab-ı denaettir
Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten
.,.,.,.,.,.,
Arslan Bey'un İmzası...
Arslan Bey İmza Seçmediniz...
21 Ağustos 2009, 01:40:54
Arslan Bey

Yönetici

Üniversite

*****


Üye No : 1

Nerden : Kâinat

Konu  : 215

Mesaj : 430

Puantaj +30/-0
Üyelik Bilgileri E-Posta
Online
« Yanıtla #5 : 21 Ağustos 2009, 01:40:54 »

Arslan Bey: Diyor Ki...
Afganistan’da İstikrarın Tesisi Konusunda Yeni Düşünceler ve Açılımlar
 
Şubat 2009’da, ABD Kongresi’nce desteklenen düşünce kuruluşlarından ABD Barış Enstitüsü’ne göre, ABD önderliğindeki NATO kuvvetlerinin Afganistan’da Taliban’ın yenilgiye uğratılması düşük bir ihtimal olarak belirtildi. Direnişçilerin artış kaydeden karşı koymaları sebebiyle, Afganistan’a takviye güç göndermektense Afgan güvenlik birimlerinin eğitilmesi önerildi. Enstitüye göre, güçlü bir merkezi hükümet oluşturmanın ülke kültür ve geleneklerine uymadığı Afganistan’da yolsuzlukla baş etmek için gayret sarf edilmelidir. Yeni ABD yönetimi, Afganistan politikasını bütünüyle gözden geçirmiş, uluslararası topluluğun Afganistan’daki yerel aşiret liderleriyle işbirliği kurup onlara meşruiyet vermesi gerektiğini dahi hesaba katmıştı. Bu maksatla yazılan önerilerde rekabet halindeki farklı aşiret gruplarının Taliban aleyhine döndürmenin yolları dahi düşünülmekteydi.[40] Obama yönetimi, Afganistan’daki kararlılığını, Bill Clinton döneminin “sorun çözücü”lüğüyle ünlü Richard Holbrook’u “Afganistan Özel Temsilcisi” atamakla gösterdi.
 
Özellikle ABD’nin bu çabalarına karşılık, Afganistan’ın kısa sürede huzura kavuşamayacağını, zımnen de olsa Ağustos 2009’da İngiliz Genelkurmay Başkanlığı makamına oturacak olan David Richards teyit etti. Richards, The Times gazetesindeki açıklamasında, “İngiliz ordusunun Afganistan’daki rolünün değişebileceğini, ancak askerlerin Afganistan’da 30-40 yıl daha kalabileceğini” ifadeyle, NATO birliklerinin Afganistan’dan tamamen çekilme ihtimalinin bulunmadığını söyledi.[41]
 
Ancak Afganistan’da ülkelerin askeri varlığı da büyük harcamaları da gerektirmektedir. Özellikle en çok sayıda askeri varlığı bulunduran ABD’nin masrafları yıllık 10 milyar dolara dayanmıştır. ABD Kongresi’nin araştırma servisine göre, ABD’nin Afganistan’da 2001 yılı sonundan itibaren savaş bağlantılı ABD harcaması Ağustos 2009 itibariyle 223 milyar dolara ulaşmıştır. Yardım malzemeleri ve hizmetleri ile harekat ihtiyaçları için 2003 yılında 982 milyon dolar olan aylık harcamalar, 2008’de aylık 9.3 milyar dolara çıkmıştır.[42] 2009’da, hele de asker sayısının artış kaydettiği de dikkate alınırsa, bu rakamın daha da yukarılara çıkacağı açıktır.
 
Bu arada Afganistan gibi yoksul bir ülkenin, gelecekte silahlı kuvvetleri ve iç güvenlik teşkilatı (polis) için bütçesinden 2 milyar doları ayırmasının mümkün olamayacağını bizzat ABD Savunma Bakanı Gates dile getirmiştir. Brooking Institution’un kıdemli güvenlik politikası uzmanlarından Michael E. O’Hanlon da, gelecek 20 yıl içerisinde Afganistan bütçesinin yarısının karşılanması gerekeceğini, tıpkı İsrail, mısır ve Ürdün’e yapılmakta olduğu gibi, uzun dönem askeri yardım programına ihtiyaç duyulacağını ifade etti.[43]
 
Afganistan’da başarılı olabilmek için mevcut sistemin yeterli olamayacağı ileri sürülmektedir. ABD’de yönetime ve Yahudi lobisine yakınlığı ile bilinen RAND Coorperation adlı düşünce kuruluşundan emekli Orgeneral Seth G. Jones 2009 yılı ortalarında yayınladığı bir yazı ile farklı bir görüş açısı getirdi. Ona göre Afganistan’da uzun yıllar Musahiban hanedanı ülkeyi nispeten huzur içerisinde yönetmiştir. 1929-1978 dönemi içerisinde Zahir Şah, Nadir Şah ve Davud Han’ın dönemlerinde yerel güçlere ağırlık verilmek suretiyle, ülke nispi bir istikrarlı döneme erişmiştir. Jones, Bu gerçeği pek çok ABD’li siyaset bilimcisinin görmezden gelerek, ille de merkezi hükümeti güçlendirme yoluna gittiklerini, bunu kural haline getirme yanlışlığında ısrar ettiklerini yazmaktadır. Oysa böyle olamayacağını Afganlar da yaşayarak öğrenmişlerdi. Örneğin Emanullah Han, 1919-1929 döneminde ülkeyi yönetirken Türkiye’de Atatürk’ün ve İran’da da Rıza Şah’ın merkezi yönetimini benimseyerek uygulamak istemiş, ancak 1923’te Host (Khovst) ve 1928’de Celalabad’ta siyasi krizler patlak vermiş, nihayet 1929’da Emanullah Han yönetimi terk etmeye mecbur edilmiş, ülke de aylarca anarşiye teslim olmuştu. Emanullah Han olayından çıkarılan bu dersi üzerine Musahiban hanedanı güçlü bir silahlı kuvvetlerin teşkili ile ülkenin özel durumunu kavrayan işinin ehli teknotratlara ihtiyaç duyulduğunu gördü. Peştunlulardan oluşan bir silahlı kuvvetler kuruldu, ülkenin güney ve doğusunda etkili bir aşiret (kabile) yönetim stratejisi uygulandı. Zahir Şah, “Arbakai” namıyla bir köy koruculuğu sistemini kurarak özellikle ülkenin doğusunda yerleştirdi. Bu sistem savunma maksatlı ve aşiret yapılaşması içerisinde yasallık kazandı. Sonuç açıktı: Yasalar, merkezi hükümetçe değil, aksine bölgesel olarak yerleştirilmişti. Ara sıra isyan çıktığında ise, hükümet kuvvetleri süratle hareket ederek, bu isyanı bastırıyordu.[44]
 
Sadece asker sayısını artırmanın çözüm olmayacağına dikkat çeken Jones, asıl meselenin sayısından çok bu askerlerle ne yapılabileceğinin önemli olduğunu, isyancılarla mücadele konusunda önemli olan yerel aktörlerle, güvenlik güçleri ve yargı yetkilileriyle işbirliğini arttırmanın ön koşul olduğunu ileri sürdü. Bu arada Taliban ile uluslararası güçler arasında yoğun çarpışmaların yaşandığı Helmand eyaletinde görevli Afgan polislerin %60’ının uyuşturucu kullandığı da ileri sürülmektedir. Bu iddiaya göre, polislerin uyuşturucu kullanımı güvenlik alanındaki reform çabalarını baltalamakta, eyaletteki yozlaşmayı derinleştirmektedir. Helmand’ın, dünyada tüketilen afyon ve eroinin üçte ikisini ürettiği düşünülürse, iddianın gerçek olma ihtimali oldukça yüksektir.[45]
 
Afgansitan’ı öncelikli bir dış politika hedefi gibi görmeye daha başkan adaylığı sırasında açıklayan ABD Başkanı Obama’nın, bu uğurda 21.000 kişilik bir kuvveti daha Afganistan’a göndermeye kararlı olduğu ileri sürülmektedir. ISAF’ın yeni Komutanı General McChrystal ile ABD’nin merkezi Kuvvetler Komutanı Orgeneral Patreus ise, 10.000 kişilik daha bir kuvvete ihtiyaç duyulduğunu ileri sürmektedirler. Her iki komutan da, bundan böyle yeni strateji denemeye karar verdiler. Bundan böyle çok sayıda Taliban (ya da asi) öldürmek yerine, sivil halkın korunmasının daha önemli olacağı fikrinde birleştiler.[46] Bu fikir eğer yukarıda Seth G. Jones’ın izah ettiği ve Orgeneral Patreus’un Irak’ta aşiretler arasında uyguladığı ve büyük ölçüde başarılı olan “Patreus Planı” gibi yürürlüğe konursa, başarı şansı olabilecektir.
 
ABD’li komutanların yeni stratejisini paylaşan ABD Savunma Bakanı Gates ise, ilave asker talebinin Irak’tan çekilecek askerlere ve harekat ihtiyaçlarına göre tekrar belirleneceğini, ancak Afganistan’da ABD stratejilerinin ihtiyacı olan toplam 68.000 kişilik kuvveti yeterli görüldüğünü, 2009 için Başkan Obama’nın göndermeyi planladığı 21.000 kişilik ilave kuvvetten 15.000’inin intikal ettirildiğini, 6.000 askerin daha gönderileceğini ifade etti. Gates ayrıca, ABD kuvvetlerine daha ne kadar Afganistan’da ihtiyaç duyulacağına ilişkin soruyu, “tahmin edilemez, birkaç yıl..” şeklinde cevap vererek, Afgan güvenlik güçlerinin görevi devralacak hale gelmesi gerektiğinin altını çizdi.[47]
 
ABD, Afganistan’daki kuvvetlerinin lojistik destek ihtiyacının karşılandığı Kırgızistan’ın Manas hava üssünün kullanımıyla ilgili sorunu cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce çözmeye muvaffak oldu. 2009’un ilk aylarında ABD’ye “6 ay içerisinde Manas askeri üssünü terk etmesini” isteyen Kırgızistan, zaman içerisinde bu isteğinden vazgeçti. Oysa, 2009 ilk çeyreğinde Rusya’dan temin edilen mali yardım üzerine Kırgızistan’ın, ABD’yi Orta Asya’daki tek dayanağından da mahrum edileceği zannediliyordu. Ancak, geçen zaman içerisinde Kırgızistan ısrarından vazgeçerken, 2001-2009 döneminde ABD’den alınan yıllık 17.4 milyon dolarlık kira da 60 milyona çıkarıldı. Manas hava üssü, Afganistan’daki NATO ve ABD kuvvetlerinin bölgedeki en önemli ileri lojistik üssüdür. Afganistan’daki koalisyon güçlerinin hava unsurlarının günlük 300.000 galonluk jet yakıtının bu üsten karşılandığını söylemek bile, üssün ne derece hayati olduğunu açıklamaya yeterlidir.[48]
 
Sonuç
 
Dünyanın önemli doğal enerji kaynaklarına ulaşma konusunda stratejilerini yürürlüğe koyan küresel ve bölgesel güçler arasındaki oyunda, ne kadar “dünyanın en muharip” insanları olsalar da, Afgan halkı bu “atların tepiştiği ortamda” ezilmekten kurtulamamaktadır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bir adım önde giren Karzai’nin, büyük bir aksilik çıkmazsa en azından ikinci turda seçileceği kuvvetle muhtemeldir. Ancak, Karzai seçilemez ya da seçime katılımın azlığıyla seçim gerçekleşirse, bu kez de halkın çoğunluğu tarafından seçilmemiş olduğu gerekçesiyle “meşruluğu” tartışılır hale gelecektir.
 
ABD, Afganistan’da yeni bir “Patreus Planı”nı yürürlüğe sokma aşamasındadır. Bunun için Irak’ı örnek alınmaktadır. Muhtemelen RAND’ın Güvenlik Politikası Uzmanı emekli General Jones tarafından önerilen raporu doğrultusunda ve Afganistan’ın 1929-1979 dönemindeki gibi, yerel kuvvetler ağırlıklı bir yönetim sistemine gitmesi için çaba harcanacaktır. Bu durum kuşkusuz kısa ve orta vadede Taliban’la mücadelede önemli bir ilerlemeyi getirebilir. Tabii ki silahlı kuvvetler de güçlendirilmek suretiyle. Ancak, uzun vadede yerel yönetimlerin güçlenmesi halinde ülkeden kopmalar da mümkün hale gelebilir. Hele de bu kadar çok etnik yapının mevcut olduğu ve bölgeye nifak tohumlarının ekilmesinin son derece kolay olduğu bir ortam var iken… Bu durum, Afganistan’ın bütünlüğüne veda anlamına gelir. Bu bölünme, bölgede başta Pakistan olmak üzere, Tacikistan ve kısmen de Özbekistan’ı etkileyebilir. Zaten Taliban’ın ikinci “ana yurdu” neredeyse Pakistan olmuştur. Pakistan’ın Taliban’la ilgili tavrı, bir bakıma Afganistan’ın kaderini olduğu gibi, kendi kaderini de belirleyici bir unsur haline gelmiştir. Öyle görülüyor ki, Afganistan’da sular bir süre daha “durulmayacak”, hatta etrafını dahi bulandıracaktır.
 
Türkiye, Milli Mücadele sırasında dostluğuna yakından tanık olduğu Afgan halkına karşı ön yargısız yaklaşımını ve sadece insani yardımlar ile bir bölgenin korunması ve güvenlik güçlerinin eğitimi yönünde yardımcı olmayı sürdürmelidir. Evvelce yapılan tüm baskılara rağmen “Taliban’la mücadele” için asker gönderilmemiştir. Bu konuda kararlılık sürdürülmelidir.[49]


[1] “Die Afghanen, wer sind sie? Die Volksgruppen im Vielvölkerstaat”, http://www.maghreb.de/content/aufsaetze/aufsatz_014.shtml, (Erişim: 12.8.2009)
 
[2] Günter Bannas, Frankfurter Allgemeine Zeitung, “Die Mahnungen des Präsidentenpalastes”, 02.05.2009.
[3] Şatlık Amanov, ABD’nin Orta Asya Politikaları, Gökkubbe Yayınevi, İstanbul, 2007, s. 353.
[4]  “Pakistan, İran’ın Doğalgaz Formülünü Kabul Etti”, 30.3.2009, http://www.mehrnews.com/tr/NewsDetail.aspx?NewsID=853095
[5] Bruce Riedel, “Armageddon in Islamabad”, The National Interest, July/August 2009, ss. 9-10.
[6] “Müceddidi: Türk askeri varken rahattık!”, 16.1.2009,http://www.tgrthaber.com.tr/news_view.aspx?guid=9dec11b4-e4ff-4566-b8da-04c7e5544b3c
[7] “Taliban, İngilizleri Pes Ettirdi”, Akşam, 6.10.2008, s.10.
[8] “USAID – Afghanistan”, 29.04.2009, (Erişim: 01.06.2009), http://www.usaid.gov/locations/asia/countries/afghanistan/
[9]Hasan Ay, Sevil Küçükkoşum, “Ateş Hattındaki İki Ülke Liderini Boğaz’da Ağırladı”, Akşam, 6.12.2008.
[10] “Karzai ve Zardari Çankaya’da El Ele”, Akşam, 2.4.2009.
[11] Deniz Güçer, “Ya Dostum’u Islah Edin ya da Desteğinizi Çekin”, Akşam, 11.12.2008.
[12] “Dışişlerinden ‘General Dostum’ Açıklaması”, 8.6.2008, http://www.timeturk.com/disislerinden-general-dostum-aciklamasi-76082-haberi.html
[13] “Karzai von Gunst der Warlords abhängig”, 13.08.2009, http://derstandard.at/1250003411962/Praesidentenwahl-Karzai-von-Gunst-der-Warlords-abhaengig
 
[14] TSK Barışı Destekleme Harekatı Faaliyetleri (Afganistan), (Erişim: 2.3.2009), http://www.tsk.mil.tr/4_ULUSLARARASI_ILISKILER/4_6_Turkiyenin_Barisi_Destekleme_Harekatina_Katkilari/konular/Afganistanda_icra_edilen_faaliyetler.html
[15] “Hamid Karzai”, 12.08.2009, http://www.spiegel.de/politik/ausland/0,1518,641938,00.html
[16] “Opium-Wirtschaft”, 12.8.2009, http://www.spiegel.de/politik/ausland/0,1518,641938,00.html
[17] Deirdre Tynan,“US Military Chief announces new Supply Network for Afghanistan” ,  1.20.2009, http://www.eurasianet.org/departments/insightb/articles/eav012009c.shtml
[18] “Nato sucht 20.000 Soldaten für Afghanistan”, 24.11.2008, http://www.spiegel.de/politik/ausland/0,1518,592375,00.html
[19] Alfred de Montesquiou, “Marines assault Taliban town in Afghanistan”, 12.08.2009, http://news.yahoo.com/s/ap/20090812/ap_on_re_as/as_afghanistan. Ayrıca bkz: “Offensive gegen die Taliban offenbar ohne Erfolg”, Matthias Rüb und Christoph Ehrhardt, 11.08.2009, http://www.faz.net/s/RubDDBDABB9457A437BAA85A49C26FB23A0/Doc~E78F93C31206844CCAC48280078638E9E~ATpl~Ecommon~Scontent.html
[20] “Gewalt gefährdet die Wahlen”, 10.08.2009, http://derstandard.at/1246544091028/UNO-Gewalt-gefaehrdet-die-Wahlen
[21] Pakistan’daki Talibanla mücadelenin ayrıntıları için bkz: Celalettin Yavuz, “Evlatlarını Yiyen Talibanla Savaş Afganistan’dan Sonra Pakistan’da”, 2023, sayı 99, 15.07.2009.
[22] Bu nükleer tesislere ikisi 2007’de ve sonuncusu 2008’de olmak üzere üç kez intihar bombacılarının saldırısının gerçekleştirildiği ileri sürülmektedir. Kasım ve Aralık 2007 aylarında Pencap eyaletinin orta kesimlerinde bulunan Sargodha Tesisi ile Vah yakınlarındaki Kamra Hava Üssü’ne iki ayrı saldırı gerçekleştirildi. Keza, Ağustos 2008’de başkent İslamabad’ın 25 km kuzeydoğusundaki nükleer silahların bulunduğu Vah Karargâhı Ordu Donatım Kompleksi’ne de bir saldırı düzenlendi. 70 kişinin öldüğü saldırı basında oldukça çok geniş yankı bulurken nükleer tehlikeden hiç söz edilmemişti.  Ayrıntılar için bkz: “Ya Başarsalardı!”, Milliyet, 13.8.2009.
[23] Günter Bannas, agy.
[24] “41 Kandidaten bei Präsidentschaftswahl”, 13.06.2009, http://derstandard.at/
[25] “Gewalt gefährdet die Wahlen”, agy.
[26] “Kadın haklarını kısıtlayan yasa yürürlüğe girdi”, Milliyet, 15.8.2009
[27] “Kesik Parmak Seçimi”, Milliyet, 14.8.2009, s. 12.
[28] Alfred de Montesquiou, agy.
[29] Matthias Gebauer , “Taliban töten Polizisten in Nordafghanistan”, 12.08.2009, http://www.spiegel.de/politik/ausland/0,1518,641938,00.html
[30] Matthias Rüb und Christoph Ehrhardt, agy. Bu arada bazı kaynaklar başına ödül konan Taliban lider kadrosu ile uyuşturucu baronlarının toplam sayısını 367 olarak vermektedir. Ayrıca bkz: “Opium barons at top of kill or capture list as US targets the Taleban”, 11.08.2009, http://www.timesonline.co.uk/tol/news/world/asia/article6790736.ece
[31] “Opium barons at top of kill or capture list as US targets the Taleban”, agy.
[32] “Kesik Parmak Seçimi”, agy.
[33] “Karzai müsste sich Stichwahl stellen”, 14.08.2009, http://derstandard.at/1250003513595/Umfrage-Karzai-muesste-sich-Stichwahl-stellen
[34] Tobias Matern, “Mit Sicherheit gefährlich”, 10.08.2009, http://www.sueddeutsche.de/politik/122/483566/text/
[35] Jon Boone, “Taliban chiefs agree ceasefire deals for Afghan presidential election”, 13.08.2009, http://www.guardian.co.uk/world/2009/aug/13/afghanistan-ceasefire-deals-presidential-election
[36] “Selbstmordanschlag vor NATO-Hauptsitz in Kabul”, 15.08.2009, http://derstandard.at/1250003547497/Selbstmordanschlag-vor-NATO-Hauptsitz-in-Kabul
[37] Tobias Matern, agy.
[38] “Die Methode Karzai”, 15.08.2009, http://www.fr-online.de/in_und_ausland/politik/aktuell/1880018_Wahlen-in-Afghanistan-Die-Methode-Karsai.html
[39] James Cogan, “Wahl in Afghanistan von Korruption gezeichnet”, 13.08.2009, http://www.schattenblick.de/infopool/medien/altern/glei2631.html
[40] “Afgan Sivillerin Artan Can Kaybı”, 17.2.2009, http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2009/02/090217_afghanistan_peace_inst.shtml
[41] “30-40 yıl daha Afganistan'da kalacaklar”, 9.08.2009, http://www.hurriyet.com.tr/dunya/12238495.asp?gid=200
[42] Walter Pincus, “Analysts Expect Long-Term, Costly U.S. Campaign in Afghanistan”, 09.08.2009, http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2009/08/08/AR2009080802283.html
[43] Walter Pincus, agy.
[44] Seth G. Jones, “Going Local: The Key to Afghanistan”, 07.08.2009,
http://online.wsj.com/article/SB10001424052970204908604574336402390524212.html
[45] “Afganistan’a Ek Asker Onayı”, 18.2.2009, http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2009/02/090218_afghan.shtml
[46] Matthias Rüb und Christoph Ehrhardt, agy.
[47] Karen DeYoung, 14.08.2009, “Gates: No Troop Request In Afghanistan Review”, http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2009/08/13/AR2009081303763.html
[48] Deirdre Tynan, “Kyrgyzstan: US air hub at Manas busier now than before”, 12.08.2009, http://www.eurasianet.org/departments/insightb/articles/eav081209a.shtml
[49] Bu yazıdaki bazı bölümler Celalettin Yavuz’un 2023 dergisinin 99. Sayısı (15.07.2009)’ndaki “Evlatlarını Yiyen Talibanla Savaş Afganistan’dan Sonra Pakistan’da” başlıklı yazısından alındı.

Doç. Dr. Celalettin Yavuz

(Aktif link: http://www.turksam.org/tr/a1753.html )
Logged
Arslan Bey'un İmzası...
Yay Gibi Eğri Olup Tutulmaktansa, Ok Gibi Doğru olur Atılırım Ben

Görüp ahkam-ı asrı münharif sıdk u selametten
Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten
.,.,.,.,.,.,
Muini, zalimin dünyada erbab-ı denaettir
Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten
.,.,.,.,.,.,
Arslan Bey'un İmzası...
Arslan Bey İmza Seçmediniz...
Etiket:
Sayfa:: [1]   Yukarı git
  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  


Powered by SMF | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
SimplePortal 2.2.2 © 2008-2009

| Sitemap
Bu Sayfa 1.727 Saniyede 38 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.872s, 3q)


Dün 13:02:37