Imwar.Com
Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Atatürk Mason Muydu?
Cevap SayisiCevap Sayisi: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 199 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
  Yazdır  
Gönderen Konu: Atatürk Mason Muydu?  (Okunma Sayısı 199 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
14 Ağustos 2009, 01:51:13
Arslan Bey

Yönetici

Üniversite

*****


Üye No : 1

Nerden : Kâinat

Konu  : 215

Mesaj : 430

Puantaj +30/-0
Üyelik Bilgileri E-Posta
Online
« : 14 Ağustos 2009, 01:51:13 »

Arslan Bey: Diyor Ki...
Atatürk Mason Muydu?

Masonlar ve Masonluk konuyla ilgili olarak, çok tartışılan ve çözülemeyen sorunlardan birisi de, Atatürk’ün Masonluğu meselesidir. Atatürk Mason muydu? Masonsa ne zaman mason oldu? Değilse niçin böyle bir tartışma var? Ya da Masonluğa girip çıkmış mıdır?

Spekülasyonlar çok farklı boyutlara ulaşabiliyor, kimisi Atatürk’ün ölümüne kadar Mason olduğunu, kimisi hiç Mason olmadığını söylüyor. Yabancı yazarlarında bu konuya ilgisi şaşırtıcı doğrusu. Neyse biz spekülatif söylemleri bir kenara bırakarak özetle bu konu hakkındaki fikirlerimizi yazalım…

Mustafa Kemal zamanı, Osmanlı içerisinde bir istibdat dönemi hakimdir. İttihat ve Terakki cemiyeti ile Osmanlı Sarayı çatışma içerisindedir. Ve hatta bütün İttihatçılar için, gıyablarında hapis edilme ve daha sonra bazıları için idam fermanları yayımlanmıştır. Saray İttihatçıların yanlış yolda olduğu ve bu yüzden acilen ve derhal ve en etkili yöntemlerle dağıtılmaları gerektiğine inanmaktadır. Bunda da kısmen haklıdır. Velhasılı, görüldüğü üzere, bu dönem olumlu ya da olumsuz açıktan açığa çalışılabilecek, faaliyet gösterilebilecek, icraat yapılabilecek bir dönem değildir. Zira, jurnal hareketleriyle, herkes birbirini fişlemekte, bütün her şey anında saraya aktarılmakta, ancak bu aktarımların selahiyeti bakımından dönemim şartları gereği bir tetkik yapılamadan, bazı işler icraya konmaktadır. İşte bu baskı ortamı, gizliliği beraberinde getiriyordu… Gizli bir örgütlene, gizli buluşma yerleri, şifreli haberleşme ve konuşmalar, ve ketumiyet yani sırlar ve sır saklamak…


Peki bunları niçin söyledim? Şunun  için: Diyoruz ya dönem, baskı dönemi, jurnal almış başını gitmiş diye, ve bütün İttihatçılar gıyablarında mahkum edilmiş diye. Artık öyle açıktan açığa çalışmak mümkün olamayacaktı haliyle. Bunun için bir giz perdesi lazımdı. Altında saklanabilecekleri bir perde. Bu perde de Mason Locaları oldu.

Mason locaları yapıları gereği, birkaç temel noktaya sahiptir. Bunlar, gizlidir, bunlar içe kapalıdır yani dışarıyla, loca içerisindeki bağlantı minimum düzeydedir, bunlar ketumdur ve ketumiyeti erdem bilir. Yani sırları vardır ve bu sırlar kesinlikle paylaşılmaz. “Bana söylenecek ve gösterilecek Mason gizemlerini, bir Masondan başkasına ve Mason Locası’ndan başka yerde açıklamayacağım.” Zaten andlarında ki bu cümle bunu gayet güzel ortaya koymaktadır. Bu açılardan bakılınca, İttihatçılar için, Mason localarından daha hoş, daha ferah bir çalışma, faaliyet mekanı düşünülemezdi. Ve böyle de olmuştur, İttihatçılar, Masonluğun gizi altında faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Yani Masonların İttihatçılar tarafından kullanıldığını, daha doğrusu siyasete alet olduğunu söyleyebiliriz. Bu ayrı bir başlık ve onu da yakın zamanda açıklayacağız. Çünkü çok önemli…

Neyse konumuza dönelim. İşte tam bunları açıkladıktan sonra, Mustafa Kemal’e geliyoruz. Bilindiği gibi Mustafa Kemal gençlik dönemlerinde, İttihat ve Terakki cemiyetinden, söylemlerinden, üyelerinden etkilenmiş ve üye olmuştur. İşte tam 1907 senesinde, Suriye’den, Selanik’e tayin edilen Kemal paşa, ülkedeki istibdat gereği, ittihatçıların localarda faaliyet yürüttüklerini, buraları toplantı mekanı olarak kullanıp, gizliliklerinden yararlandıklarını görmüş, bunun üzerine açıktan açığa çalışmanın mümkün olmadığını, her an ittihatçılıkla suçlanabileceğini düşünüp locaya kayıt yaptırmış olabilir. Şöyle bir şey ekleyelim, bu dönem Kemal paşanın ittihatçılıktan soğuduğu dönemdir.

Yaptırmış olabilir diyorum. Çünkü, bu güne kadar yapılan araştırmaların hiç birinde, localarda, Kemal paşanın adına ya da ona ait olabilecek bir isme rastlanmamıştır. Ve bu konuda çok çeşitli teoriler bulunmakla birlikte, ben bana mantıklı gelen ve eğer olmuşsa, böyle olmuştur dediğim varsayımı sizlere anlatıyorum. Bunun da altını çizelim. Bunlar birer varsayımdır. Zira Mustafa Kemal’in, Locaya girdiğine dair dünyanın her hangi bir yerinde bir belge bulunamamıştır.

Velhasılı, Kemal paşanın localara giriş, menkıbesi böyledir sanıyorum. Yani, her ne kadar zayıflasa da, İttihatçılığı, ve açık olarak çalışmanın mümkün olmaması, tayin olduğu Selanik’te, İttihatçıların locayı kullanarak, kendilerini gizlemesi sebepleriyle, locaya kayıt yaptırmış olması mümkündür. Bundan sonra elimizde bölük pörçük bilgiler var ve bunlar üzerinden yorum yapıyoruz. Mesela Armstrong’un “The Grey Wolf” eseri, Benoit-Mechin’in “Mustafa kemal ou la Mort d’un Empire” eseri… Bizde Celil Layiktez’in “Türkiye’de Masonluk Tarihi” kitabı, Tamer Aydın’ın hatıraları vb. herkes farklı farklı şeyler söylüyor. Bu söylemler üzerinden, çöplükte iğne arar gibi, sağlam bilgileri bularak, yola şöyle devam edebilirim. Mustafa Kemal’in, Mason locasına bu dönemde kayıt yaptırmış olduğunu varsayarsak bundan sonrası şöyle gelişiyor. İttihatçılığı ve ittihatçıların söylemlerine olan güveni, zaten bayağı bir zedelenmiş olan Kemal paşa, Masonluk hakkında daha önce kendine anlatılan olumlu şeyler konusunda da şüpheye düşüyor. Mason localarının çok güçlü ve köklü örgütler olduğu ve dünyanın iyiliği için çalıştığı yönünde ki, intibalar, giderek sarsılıyordu. Zira, bu dönemde varlığını sürdürmüş, Veritas locası, orta direk insanların bir araya geldikleri bir gücü olmayan, lonca teşkilatları gibi bir şeydi. Ve hatta Mustafa Kemal’in, İttihatçılara ve Locaya yönelik söylemleri gittikçe sertleşmiş, bu yüzden hiçbir zaman locaya kayıtlı olmuş olabileceği dönem içerisinde, terfi ettirilmediği de söylenen bilgiler arasına eklenmiştir.

Velhasılı bu tip, bir tanışma sürecinden sonra, bu konuda yorum yapan herkesin, yani Atatürk’ün bir dönem Mason olduğunu iddia eden herkesin birleştiği husus, bir müddet sonra Kemal paşanın, hem ittihatçıların hem masonların söylemlerinin çok kof olduğunu, bunların ifrata kaçtıklarını, gerçeklerden uzak hayal dünyalarında, bir takım işler kurguladıklarını, bunlarla herhangi bir şekilde bir hareket imkanının olmadığını anlayarak, locadan ve ittihatçılıktan akabinde, ayrıldığıdır. Bilindiği üzere, locaları, kapatanda Atatürk’ün ta kendisidir. Ve locasal faaliyetleri bu ülkede nerdeyse 30 yıl kopma noktasına gelecek şekilde bitirmiştir. Gerçi, bu da başka bir mevzu bunu da başka bir yazımızda inceleyeceğiz.

Sonuç olarak, eğer Mustafa Kemal’in Mason olması ile ilgili, belgesiz bir yorum yapacaksak, bana en mantıklı geleni ve benim kısmen değerlendirmeye değer bulduğum teori budur. Yani, Kemal paşayı masonluğa iten iki etken, birisi istibdat ikincisi tabi, o dönem masonlar dünya da övülüyor, ve güçlü ve iyi oldukları söyleniyor, Masonları daha yakından tanıyarak, onları, ileride planladığı işler için ne şekilde kanalize edebileceğini tetkik etmek. Ve daha sonrasında, hem İttihatçıların, hem Masonların içi boş birer örgüt olduklarını, icra kabiliyetlerinin ve buna yetecek bir güçlerinin bulunmadığını ve bu halde zaten bulunamayacağını anlayıp, locadan ayrılmış olması kuvvetle muhtemeldir.

Son olarak değinmek istediğim bir nokta da, şu, hala Atatürk’ü masonlukla itham edip, işte bir takım gizli güçler dengelerinin bir yerlerine oturtanlar ve işte biliyorsunuz şu son günlerde birkaç videosu yayınlandı, işte Amerikalılara hitap şekilleri falan, bunlarla bir komplo kuranlar var. Yani bir kimsenin herhangi bir yere bir müddet üye olmuş olması, veya gitmiş olması onun oradan olduğunu göstermez. Örneğin Atatürk bir dönem İttihatçıda olmuştur. Masonluğunun aksine bu belgelidir de, kesindir. Ancak sonra ne olmuş, İttihatçıların yanlış olduklarını, hayallerin peşinde ülkeyi felakete götürdüklerini görüp ayrılmış, ve ondan sonra bakınız onların tam tersi politikalar izlemiş ve kesinlikle, İttihatçı fikre müsaade etmemiştir. Yani bir kimse tabiî ki tanımak, öğrenmek veya görmek için veya başka gerekçelerle, bir yerlere gidebilir. Bu onun onlardan olduğunu simgelemez. Tabi ki, ileriye dönük fikirleri olan birisinin ülkedeki her kurumu tanımak istemesi doğaldır. Biraz da böyle bakmak lazım. Ama hani putlaştırma diyoruz ya işte putlaştırma bu. Sanıyoruz ki, Atatürk insanüstü bir varlık, her şeyi en ince ayrıntısına kadar biliyor, hani şimdilerde ki Polat Alemdar gibi bir şey. Hayır değil. O da bir insan, o da öğreniyor, o da yavaş yavaş görüyor, kavrıyor, iç yüzüne vakıf oluyor… Bazıları şey diyor, efendim işte masonlar derin komplo falan. Yahu sen bu günün imkanların da, teknoloji ve kolaylığının ortasında dahi Mason dediğin şeyi anca televizyondan, haberlerden falan, bölük pörçük öğreniyorsun bildiklerinin yarısı yanlış,  o günün savaş şartlarını bir düşün de öyle konuş. Adam cephede, kitap yok, televizyon yok, telefon yok, bir telgraf  20 gün sonra gidiyor,  ulan neymiş bu Masonlar bir bakayım mı dedi sizce Suriye’de savaşırken? Yani putlaştırmayalım diyenler bazen putlaştırıyor farkında değil. Atatürk’te insan, oda öğrenir, o da yanlış yapar, o da doğru yapar, o da ölür… Herkes gibi…
Logged
Arslan Bey'un İmzası...
Yay Gibi Eğri Olup Tutulmaktansa, Ok Gibi Doğru olur Atılırım Ben

Görüp ahkam-ı asrı münharif sıdk u selametten
Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten
.,.,.,.,.,.,
Muini, zalimin dünyada erbab-ı denaettir
Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten
.,.,.,.,.,.,
Etiket:
Sayfa:: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Powered by SMF | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
SimplePortal 2.2.2 © 2008-2009

| Sitemap
Bu Sayfa 0.36 Saniyede 34 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.051s, 3q)


05 Eylül 2010, 21:27:55